AGSYD Genel Başkanı İbrahim Erdoğan, “Bu olay, özel kanunla kurulmuş olan diğer meslek kuruluşlarında olduğu gibi, basında da, yaptırım gücü de olan bir meslek odası yapılanmasının şart olduğunu ve gazetecilikte de gerektiğinde, ‘meslekten men cezası’ bulunması gerektiğini bir kez daha gözler önüne serdi” dedi.

Genel Başkan İbrahim Erdoğan’ın kısa adı AGSYD olan Anadolu Gazeteciler ve Spor Yazarları Derneği Genel Merkez Yönetim Kurulu adına yaptığı açıklama aynen şöyle:
“Gazeteci Muharrem Sarıkaya’nın, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ile röportajı sırasında, teknik düzenlemeye yardımcı olmaya çalışan İHA Muhabiri Meslektaşımız Ahmet Demir’i tokatlamasını, Sn. Fatma Şahin’in de herhangi bir tepki göstermeyerek ve hiçbir şey olmamış gibi röportaja devam etmesini, AGSYD olarak şiddetle kınıyoruz. Olaydan sonra Sarıkaya’nın özür dilemesi ve Habertürk’teki görevine son verilmiş olması, kamuoyunun gözü önünde yaşanan şiddetin, vicdanları yaralayan sonuçlarını asla ortadan kaldırmaz.
Bu konu iki gerçeği bir kez daha tüm çıplaklığı ile ortaya çıkarmıştır.
Birincisi; şiddetin toplumumuzdaki travmatik boyutlarının, en aklı başında sanılan kişileri dahi psikolojik olarak kavrayan noktalara kadar vardığını gözlemliyoruz.
İkincisi; bu talihsiz tokat, gazetecilik mesleği açısından, yaptırım gücü de olan bir basın meslek odasının artık elzem hale geldiğini gösterdi ve gerektiğinde uzun ya da kısa süreli seçeneklere haiz bir ‘meslekten men cezası’ zorunluluğunu bir kez daha ortaya çıkardı.
Şöyle ki;
Medyada bölük pörçük cemiyet türü dernekleşmelerin yerine, kendine özgü bir yasası olan tek ve güçlü bir ‘basın meslek odası’ yapılanmasının bugüne kadar gerçekleştirilememiş olması, gazetecilik mesleğinde yaşanan kaosun aslında en temel nedenidir.
Çağın çok gerisinde kalmış, yıllanmış bir basın yasasına tabi olan gazeteciler için; son tahlilde evrensel gazetecilik ilkelerine uygun yeni bir yasa ve yaptırım gücü de olan bir ‘meslek odası’ yapılanması her açıdan zorunlu olmuştur.
Türkiye’de en kolay yapılan iş medya işidir ve neredeyse kuralsız karidesiz yapılır hale gelmiştir.
İnternet haberciliğinde veya dijital medya sektöründe durum daha vahimdir.
Herhangi bir koşul ya da kriter aranmadan dileyen herkes, ne yazık ki ‘sözde gazetecilik’ faaliyeti yürütebilmektedir.
Medyanın içinde bulunduğu bu sancılı süreç, gazetecilik mesleğinin etik değerlerini ve kamusal işlevini ortadan kaldırmakta; kalemini tehdit ve şantaj için kullanan sahte gazetecilerle, toplum için mesleğini zor şartlarda icra etmeye çalışan gerçek gazetecileri aynı kefeye koymaktadır.
Ezcümle; yeni bir gazetecilik tarifi yapılmalı, çağa uygun kriterler ve kurallar içeren yasası ile birlikte; meslek odası yapılanmasını da kapsayacak biçimde, mesleğin yeniden yapılandırılması sağlanmalıdır. Gazeteciliğin yeniden kamu yararı gözeten bir faaliyete dönüştürülmesi; içinde bulunduğumuz çarpık sistemin değişmesi için zorunludur.
Muharrem Sarıkaya olayı, gazetecilik mesleğinde yaşanan onca olumsuzlukların aslında sadece biridir.”