x_akbulut @ hotmail.com

Kısa bir Türkiye turundan sonra neler mi gördük sokaklarda Türklerden çok yabancıları, Türkçe konuşandan çok çeşitli dilleri konuşan unsurları, yemek yemek için baktığımız lokanta kapılarında ki listelerde yabancı yazılmış yemek isimlerini, iş yerlerinde çalışan yabancı kökenli insanları acaba yanlış bir şey mi görüyorum diye düşündüm ama ne yazık ki etrafımız da Suriye, Afkan, Irak, Pakistan, Kazakistan, Özbekistan ve hatta Ermenistan vatandaşlarını gördük bunların büyük çoğunluğu çalışıyor, çalışmayanlar  da Amasya'da yeşilırmağın kıyısında çayını yudumluyor.

Kocaeli Darıca, Bayramoğlu sahillerinde adım atacak yer yok sakın bunları abarttığımı düşünmeyin o bölgede yaşayanlar kısa bir tur attığında yazdıklarımın doğruluğunu kabul edeceklerdir.

Oysa ki bu ülkenin kurucu lideri Milli misak-ı sınırlar içerisinde Türkiye Cumhuriyeti devletini kurdu. Bu yaşam içerisinde bu coğrafyada yaşayan tüm unsurlara da ülkenin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk TÜRK milleti dedi.
Bu millete bir ortak dil olarak ta Türkçeyi kabul etti. çünkü milleti millet yapan en önemli değer dildi. Fakat şöyle etrafımıza bakıyorum maalesef son yıllarda adete Türk dili yok olmayla karşı karşıya turistik yörelerde bir lokantaya gittiğimizde menüde Türkçe yazan bir şey olmadığı gibi ne yiyeceğimizde şaşırmıyormuyuz.
Dükkanların vitrinlerine baktığımızda her dilden tabela ile  karşılaşmıyoruz mu? 
O zaman bizi dış güçler adete savaşmadan yok etmiyorlar mı?

10 sene sonra bu ülkede yaşayan bizlerin azınlık olmaya doğru gittiğimizi görmeyecek miyiz. Neden ülkemize gelen Irak, Afganistan, Suriye gibi mültecilerin bu ülkeye geldikten sonra nüfuslarının nasıl arttığına devletin verilerinden bakmak yeterli olacaktır.
o zaman Türk dili de yakın zamanda azınlıklar dili arasına gireceği kesin, bakın güneydoğuda Hatay ilimize gidin Türkçe konuşan insanlara tek tük raslarsınız orada yaşayanlar tamamen Arap dilini kullandıklarını göreceksiniz ve kendinizle şüpheye düşeceksiniz yoksa sınırımı geçti demeden kendinizi alamayacaksınız
Aslında sürekli çevremizde duyduğumuz Türkçe nereye gidiyor. Dilimize sahip çıkmıyoruz sözlerinde hak vermiyor değilim, fazla uzağa gitmemize gerek yok Darıca Osmangazi de  yürürken Arapça yazılı o kadar çok dükkan var ki bunları görünce kendimi sorgulamadan vaz geçemiyorum.
Zaten  İngilizce ağırlıklı tabelalara sokaklarımızı teslim etmiştik şimdide bu Arapça yazılı tabeleler sizleri tedirgin etmiyor mu?. Arkadaşlar mesele o kadar basit değil. Zamanla tabelalardaki kelimeler dilimize öyle yerleşiyor ki artık o kelimeyi kullandığımızın farkına bile varamıyoruz.
Kısacası biz ülke olarak ille de komşularımız tarafından kuşatılmadık içimizden de yabancı diller tarafından kuşatıldık, toplumumuzda bir dilin zenginliğini ve tarihi altyapısını gösteren atasözleri ve deyimler yetim kalmadı mı sizce, o zaman dilimizin zenginliğini ve devamlılığını sağlamak için sıklıkla deyimlerimizi, atasözlerini kullanmalıyız ve çocuklarına anlamlarını açıklamalıyız. Kuşaktan kuşağa aktarımını sağlamalıyız. Aksi takdirde zamanın nasıl çabuk geçtiğini anlamayacaksınız bile...